Şehirlerin silüetinde yükselen her yapı, bir mimarın dünyaya bıraktığı son cümledir. Bu sayfada, aramızdan ayrılan ustaların kaleminden çıkan o ölümsüz çizgileri takip ediyor; binaların ardındaki insanı ve paftalarda kalan hatıraları yeniden keşfediyoruz. Burada, vizyonlarıyla kentlerimize dokunmuş, vefatlarıyla eserlerini bize emanet bırakmış büyük ustaların biyografilerini ve mimari miraslarını özetliyorum. Bu bölümü, ömürlerini mekana ve insana adayan, bugün fiziksel olarak aramızda olmasalar da eserleriyle her gün yanından geçtiğimiz 'Dokuların Ustaları'na bir saygı duruşu olarak sunmak istedim. Dokuların hafızasında derin bir yolculuğa hoş geldiniz ..
Dokularda Kalan Hatıralar’da Bugün.. #01
1950 yılında Bağdat’ta doğan Zaha Hadid, matematiğin disiplinini mimarlığın sanatsal özgürlüğüyle birleştirdi. "Eğimlerin Kraliçesi" olarak anılan Hadid, dik açıların hegemonyasını yıkarak akışkan, fütüristik ve yerçekimine meydan okuyan bir dil inşa etti.
Zaha Hadid - Formun Özgürleştiği Nokta
2004 yılında Pritzker Mimarlık Ödülü’nü alan ilk kadın mimar olarak tarihe geçti. Sadece binalar değil; mobilyadan ayakkabıya, yat tasarımlarından enstalasyonlara kadar dokunduğu her alana kendi imzasını, o keskin ama zarif dokusunu bıraktı. Bugün onun eserleri, dünyanın dört bir yanında geleceğin nasıl görüneceğine dair birer anıt gibi yükseliyor.
Zaha Hadid - Formun Özgürleştiği Nokta
Dokularda Kalan Hatıralar’da Bugün.. #02
1908 yılında İstanbul’da doğan Sedad Hakkı Eldem, Cumhuriyet Dönemi Türk mimarlığının en etkili figürlerinden biridir. Kariyerini "milli bir mimari üslup" arayışına adayan Eldem, Anadolu’daki sivil mimariyi ve Türk evi tipolojisini bilimsel bir titizlikle inceledi.
Sedad Hakkı Eldem - Geleneğin Modern Yüzü
Geleneksel Türk evindeki plan şemalarını, geniş saçakları ve pencere düzenlerini modern malzemelerle harmanlayarak "Bölgesel Modernizm" akımının öncüsü oldu. Zeyrek’teki SSK Kompleksi ile 1986 yılında Ağa Han Mimarlık Ödülü’ne layık görülen usta mimar, sadece binalar değil, bıraktığı akademik çalışmalarla da bugün hala mimarlık öğrencilerine ve profesyonellerine ışık tutmaya devam ediyor.
Sedad Hakkı Eldem - Geleneğin Modern Yüzü
Dokularda Kalan Hatıralar’da Bugün.. #03
Bugün, Türkiye mimarlığının ve akademisinin en zarif, en bilge çınarlarından birini, Prof. Dr. Ferhan Yürekli’yi anıyoruz.
1967 yılında İTÜ Mimarlık Fakültesi'nden mezun olan Ferhan Hoca, 1970'ten 2012'ye kadar kesintisiz olarak aynı fakültede Bina Bilgisi ve Mimari Tasarım kürsülerinde hocalık yaptı. Binlerce mimarın stüdyo derslerine girdi, onlara sadece çizmeyi değil, mimarlık üzerine düşünmeyi, eleştirmeyi ve diyalog kurmayı öğretti.
Ferhan Yürekli -Taşkışla’nın Yaşayan Çizgisi
Hülya Yürekli ile birlikte kaleme aldığı "Türk Evi" ve kendi solo eseri "Mimarlık: Mimarlığımız" gibi başucu kitaplarıyla, Türkiye'deki mimari dokuyu ve eğitimi derinden etkiledi. Onun tasarımları, rasyonel bir modernist çizginin eleştirel bir teoriyle buluşmasıydı.
"Bizim bugün geldiğimiz nokta, tasarımın bir 'kara kutu' değil, bir 'kara delik' olduğudur."
Ferhan Hoca’nın "Bizim Mimarlığımız" diyerek dert edindiği o özgün dokuyu bugün şehirlerimizde görebiliyor muyuz? Onun eleştirel aklı, bugün kime emanet? Yorumlarda buluşalım.
Ferhan Yürekli -Taşkışla’nın Yaşayan Çizgisi